Light yazan her şeyi yemeyin

Kilo problemi yaşayan insanların düştükleri diğer bir tuzağın adı da 'Light Ürünler' adı altında toplanan, sözde şişmanlatmayan gıdalardır. Acaba bu ürünleri kullanmak doğru mu?

Şişmanlığın son yıllarda hızla artması ile birlikte gıda sektöründe büyük bir yer tutmaya başlayan light ürün tüketimi de, şişmanlıkla doğru orantılı olarak artmıştır. Gerek tüketim olarak, gerekse çeşitlilik anlamında gerçekten de dev bir pazar haline gelmeye başlamıştır.

Tüketiciye, medyada yayınlanan reklamlar ve diğer pazarlama stratejileriyle bu ürünlerin kalorisiz ya da çok az kalorili olduğu fikri empoze edilmiştir. Oysa çoğunun muadili olan ürünle aralarındaki kalori farkı çok fazla olmadığı gibi besleyici değeri yönünden tezat farklar bulunmaktadır. En önemli tehlikelerinden biri ise, yapay tatlandırıcılar kullanılan bu ürünlerin fazla kalori alımından çok, acıkma hissini hızlandırıyor olmasıdır. Bunun neticesinde de, bırakın zayıflamayı normal kilonuzu bile korumanız güçleşecektir. Diğer ikinci bir tehlike ise hiç kalori almayacağımızı ya da az kalori alacağımızı düşünerek bu tip ürünleri normallerine göre en az iki kat daha fazla tüketiyor olmamızdır. İnsanlar bir tane normal bisküvi yemektense, iki tane light bisküvi yemeyi tercih ediyorlar. Peki neden? Bunu tercih ediyorlar çünkü iki tane bisküvi alarak hem gözlerini hem de duygusal açlıklarını gideriyorlar. Ve bunun sonucunda da kilo almayacaklarına inandıkları için içleri rahat oluyor.

Ambalajları okumak imkansız
Market raflarındaki bu tip ürünlerin ambalajlarını dikkatle inceleyin, okuyun ve light olmayanları ile mukayese edin. Diğerlerine göre daha göz alıcı ambalajlar içerisinde ve muhakkak elinizin hemen uzanabileceği bir yerlerde olacaklardır. Adı üstünde light olan ve normallerine göre daha az kalori içeren bu ürünlerin açıklama bilgilerini dikkatlice okuyun. Zorlandınız değil mi? Çoğu kere yanınızda bir büyüteçle dolaşmanız gerekecektir. Light yazısı kutunun ya da ambalajın tamamını kapsarken, bu ürünün neler içerdiğini okumak isterseniz gerçekten de çoğu kere bir büyütece ihtiyacınız olacaktır. Oldu, okumayı başardınız diyelim. Bu göz alıcı ürünlerin kalori değerlerinin bazen dayatıldığı gibi mucize oranlarda az olmadıklarını da göreceksiniz. Kaldı ki yüzlerce kez tekrarlayacağım gibi bir ürünün kalori ve yağ miktarından çok, içerisindeki kimyasallar ve katkı maddelerinden dolayı açlık hissi artıyor ve devamlı bir şeyler tüketmek kısırdöngüsüne giriyorsunuz.

Hadi mucize oranda az kalorili olanlardan bir tane buldunuz diyelim. Hadi mucize bir şekilde bu ambalajın içindekiler bölümünü de okuyabildiniz diyelim. Karbondioksit, renklendirici maddeler, tatlandırıcılar gibi hiç de besin hissi vermeyen bir dolu şeyle karşılaştınız değil mi? Havadan oksijen alıp karbondioksit vermeye çalışırken, gönüllü olarak karbondioksit gazı mı alıyoruz bedenimize biz? Renklendiriciler; eskiden beri bu yuvarlak ifadeden çok şüphelenirim ben.

Bedenin beslenme açısından birkaç temel şeye ihtiyacı vardır; su, gıdalar, gıdalarla alınan vitamin ve mineraller. Yani su içmek ve beslenmek, bedenin varlığını sürdürebilmesi için temel ihtiyaçlarsa, zaten bunları tüketiyor olacağımız aşikardır.

Bol light ürün çeşidi
Light sektörün en büyük pazarlama aracı da ambalajlama ve renklendirme üzerine kurulu. Doğal olanı al, şekillendir, renklendir, oyna, sür market raflarına. Biz de doğal doğal alıyoruz, şişmanlayıp şekilleniyoruz, utanıyoruz kırmızı oluyoruz, kilomuza laf ediliyor sinirden morarıyoruz, moralimiz bozuluyor beyazlıyoruz, ciddi ciddi de renkleniyoruz yani. Sonra sektör kendi kendine, ‘’Allah allah, ikinci bir sektör daha çıktı haberimiz yok, hadi bir el atalım arkadaşlar’’ demiş oluyor. İçimizde; gözünü, kulağını damak zevkini, felç ettikleri ikinci bir kişi daha yarattıklarından bu defa da ona yükleniyorlar. Light ürünler mucizesi başlıyor elbette. Light light, bol bol kullanılınca hiç şişmanlamayacağımızı, hep zayıf kalacağımızı sanmamızı istiyorlar. Hatta daha ileri gidip şişman olanlarımızın da böyle zayıflayacağını ilan ediyorlar. Bir yere kadar direnebiliyoruz belki, ama bunu uzmanlar falan da önermeye başlayınca elimiz kolumuz bağlanıyor.

Hatta ülkemizde zayıflama konusunda uzman bilinen insanları bile light gıda reklamlarında görmeye başladık son aylarda. O zaman kimse bize dönüp de niye aldanıyorsunuz diyemez değil mi? O diyemeyen kimselerden biri olmak istemiyorum ben. Aksine bu tuzağa düşmeyelim demek istiyorum. Gerekirse gerçekten de bir büyüteçle çıkalım alışverişlerimize ve light yazan her şeyi iyice okumadan, hatmetmeden atmayalım alışveriş sepetimize. Biz de bu yolla ilk cevabımızı vermiş olalım sistemin yanıltıcı stratejilerine.

Söz konusu bu bilgilere bir de insanların bilinçsiz tüketimi eklenince istenilen sonuçlara ulaşmak neredeyse imkansız bir hal almaktadır.

Yağı, şekeri, tuzu azaltılmış ve en az %25 düşük kalorili gıdaların light kapsamında bilinmesidir, yaygın olan. Light ve kepeği birlikte değerlendirmekse son derece yanlış bir düşünce olacaktır. Kepek; buğdayın, çavdarın ve arpanın çevresini saran kabuktur. Bağırsaklarda emilmediği için de nerdeyse kalori değeri yoktur. Ancak herhangi bir ürünle kullanıldığında farklı değerlendirilmesi gerekir.

Doğal ekmek ne demek?
Neden diğer ürünlerden değil de sadece kepekli ürünlerden örnek verdiğimi açıklamam gerekirse, cevap son derece basittir aslında. Türkiye; ekmek tüketiminde dünya sıralamasında birinci sıraya oturan bir ülkedir. Yani ekmek temel beslenme aracımızdır. O nedenle sadece bu konuda örnek vermek istedim. Bütün ürünleri tek tek ele alıp canınızı sıkmak değil amacım. Ama mademki ekmek Türk insanının beslenme alışkanlığında Dünya sıralamasında bile ilk sırada yer alıyor o zaman gerçekten de en önemli ürünümüz demektir. Kısaca toparlamak gerekirse, kepekli olmuş ya da olmamış ekmeğin kalori değeri olarak da, çeşitlilik anlamında da çok da bir farkı yoktur birbirlerinden. Ama doğal olanı almak istiyorum gibi bir bilinçle hareket ediliyorsa elbette ki tam kepek veya tam çavdar ekmeği gibi sağlıklı olanı tercih etmek doğru olacaktır.

Light kavramıyla ilgili son gözlemimi de şöyle dile getirebilirim. Gerçekten fazla kilolarından ciddi rahatsızlık duyan ve bilinçsizce kulaktan duyma bilgilerle çözüm arayan kişilerin, çalışma ortamlarında bir çekmecelerini, her türlü light ürünler, meyve ve bitkisel poşet çaylarla doldurduklarını gördüm. Diğer taraftan ise; ikinci bir çekmecede kesinlikle bir kaçamak çikolatası, kekler, pastalar ya da albenili bir şekerleme vardır muhakkak. Bu da, bu tür davranışlarda bulunan insanların kendi içlerinde ciddi çelişkiler ve ruhsal sıkıntılar yaşadıklarını göstermektedir.

Kimse bu sorunların sadece kendi başına geldiğini, yetersiz ya da farklı olduğunu düşünmesin. Göz ve damak tadımızla bu kadar oynanmasının sonucunda bize hissettirdikleri duygularla, başka türlü bir sonuca ulaşmak çok mümkün değildi zaten. Ve bir gün bu çekmecelerin hiçbirine ihtiyacınız kalmayacağına emin olun lütfen.

Şişmanlığın çözümüne giden ilk yol; davranışlarımızı ve yeme alışkanlıklarımızı değiştirebilecek, hislerimizi kontrol ederek, bizi etkileyen dış etkenlerden koruyabilecek olan yeteneklerimizin keşfedilmesi ve konuyla ilgili bilgi düzeyi yüksek bir insan olarak tutarlı ve kararlı olmamız gerekliliğidir.

Kısaca şöyle ifade etmek isterim; 

Zayıflamak için ihtiyacınız olan güç; aklınızda, kendinizi kontrol edebilme noktanız olan beyninizde, kararlı oluşunuzda ve doğru beslenme alışkanlığı kazanma gayretinizde varolacaktır...

Halil KARGULU


Erkeğin hep seks düşünmediği doğru mu?

Erkeklerin aklının hep “sekse takılı” olduğu veya “her 8 saniyede bir seksi düşündüğü” yolundaki önyargılarının yanlış olduğu bilimsel olarak kanıtlandı.

Ohio Üniversitesi’nden psikoloji profesörü Terri Fisher, iki yardımcı asistanı ile birlikte 283 üniversite öğrencisini denek alarak kapsamlı bir araştırma gerçekleştirdi. Prof. Fisher ve asistanları, öğrencilerden bir hafta boyunca, akıllarına “seks, yemek ve uyku” geldiğinde bunu hemen not etmelerini istediler. Erkekler arasında bir gün içinde seksi düşünme ortalaması “19 kez” oldu. Halbuki, erkeklerin “her 8 saniyede bir seksi düşündüğü” ileri sürülürdü.

Popüler ‘yanlış’
Prof. Fisher, “Popüler algılama gerçeklikten bu kadar uzak olursa doğruları söylemenin zamanı gelmiştir” dedi. Araştırma, “Journal of Sex Research” dergisinde yayınlanacak. Ekibin çalışmasında hem erkek hem kadın öğrenciler yer aldı. Fisher, erkeklerin hep seksi düşündüğüne inanmanın, erkekleri küçük düşürücü olduğuna inandığını da söyledi.

Kadın ‘yemek’ dedi
Araştırma, her gün 19 kez seks düşünen erkeklerin günde 18 kez de yemek düşündüğünü ortaya koydu. Araştırmaya katılan kız öğrencilerin ise seksi günde 10 kez, yemeği ise 15 kez düşündükleri tespit edildi. Erkekler 11 kez, kadınlar ise 8 kez uykuyu düşündü. Prof. Fisher, erkeklerin cinsel arzularının en yüksek noktasının 20’li yaşlar, kadınların ise 30’lu yaşlar olduğunu söyledi.

Kaynak: HT Hayat

Asla yalnız değilsiniz!

Hayatınızın aşkıyla tanışmak ve yalnızlığa elveda demek için bir çok şey yapabilirsiniz.

Yalnız oluşunuzun sizi üzmesi yerine, bir şeyleri değiştirmeye kararlı olun. Ocak ayı yeni insanlarla tanışmak ve yeni bir ilişkiye başlamak için ideal bir zamandır. Ve bunun birçok değişik yöntemi vardır.

YENİ ORTAMLARA GİRİN
Sadece yalnızların katıldığı organizasyonlara katılmayın. Örneğin yemek kurslarına ya da çift olmayı gerektiren salsa, tango gibi ilgi alanınıza giren kurslara yazılın. Böylece o ortamlarda sizinle aynı zevklere ve ilgi alanlarına sahip yeni insanlarla tanışacaksınız ve belki de hayatınızın aşkını orada bulacaksınız. Beyaz atlı prensinizi bulamasanız bile en azından hoşça vakit geçirmiş olacaksınız.

İNTERNET AŞKLARI
Öteki aylara oranla Ocak ayında daha çok insan internet tanışma sitelerine üye olup şanslarını deniyorlar. Öyleyse siz de bu sitelerden birine üye olup aşkınızı arayabilirsiniz.

Bu tür tanışma sitelerinde her kız için uygun birileri mutlaka vardır. Ayrıca yüzlerce internet tanışma sitesi içinde sadece belirli kesimlere hitap edenler bile var. Bu sitelere üye olan erkeklerden biri mutlaka ilginizi çekecektir.

UCUZLUKLAR
Birbirlerine pahalı hediyeler aldıktan sonra çiftler bu aya daha dar bir bütçeyle gireceklerdir. Bu çiftlere bakarak bekar olmanın ve ucuzluklardan alışveriş yapabilmenin ne kadar güzel olduğunu hatırlayın.

Biriktirmiş olduğunuz paranızla kendinize uzun zamandan beri istediğiniz bir şeyi alın. Alacağınız bu şey apartman topuklu bir ayakkabı ya da ucuz bir elbise dahi olsa bu alışveriş Ocak ayında kendinizi daha iyi hissetmenize neden olacak ve bu küçük terapi sayesinde kendinizi daha iyi hissedeceksiniz. Ayrıca ucuzluklardan alacağınız elbiseler, hayalinizdeki erkekle çıkacağınız olası randevunuzda imdadınıza yetişecek.

FARKLI BİR ŞEYLER YAPIN
Bu yıl, neden sizi mutlu edecek bir şeyler yapmıyorsunuz? Kendi başınıza çıkacağınız bir gezi ya da tatil, size yalnızlığınızı anımsatacağı için son derece yanlış bir hareket olacaktır.

Bunun yerine iş yerinizde ya da çevrenizde hoşlandığınız kişiye dışarıda bir yemek yemeyi teklif edebilirsiniz.

YALNIZIM DİYE ÜZÜLMEYİN
Bütün kadınlar hayallerindeki erkekle birlikte olmak ister. Fakat herkes bilir ki erkekler için en itici kadın, yalnız ve bu yüzden umutsuzluğa kapılan bir kadındır.

Çift olmak harika bir duygudur ve hepimiz eninde sonunda ruh eşimizi bulmayı arzu ederiz. Fakat özgür ve bekar bir kız olmak erkeklerin gözünde çok daha gösterişlidir ve sizin, potansiyel sevgililerinizin gözünde daha çekici görünmenize neden olur.


Harika bir cilt için kanıtlanmış 11 ipucu

Yıllara meydan okuyan taze ve canlı bir cilde sahip olmak için bilmeniz gerekenleri araştırdık. Sizce de kendinizi şımartmanın zamanı gelmedi mi? İşte kanıtlanmış 11 öneri.

Cildinizi bir tabloyu saklar gibi muhafaza etmek kolay bir iş değil. Kırışıklıklar, güneşin zararlı ışınları, kuruluk, tahriş ve istenmeyen tüylere karşı sürekli savaşmalısınız. İyi haber hayat boyunca 1000 kere yeni cilt katmanı üretiyor olmanız. Böylece cildinizin pürüzsüz ve parlak olabilmesi için elinize birçok şans geçmiş oluyor.

Size yardımcı olmak için yapılan son araştırmaları inceledik, birçok dermatoloji uzmanı ile görüştük. Sonuç olarak ortaya 11 mükemmel ipucu çıktı:

1) BOŞVER GİTSİN

Eğer kullandığınız bakım ürünleri cildinize iyi gelmiyorsa boş yere para harcıyorsunuz demektir. "Bir ürünün aktif bileşenlerinin yararlarına kendini hapsederek o nemlendiricinin peşinden koşma" diyor Amerikan Kozmetik Dermatoloji ve Estetik Cerrahi Uzmanları Birliği Başkanı Ranella Hirsch. Yumuşak ve esnek bir cilt için, hiyaluronik asit veya gliserin içeren losyon kullanmalısınız.

2) KIRMIZIDAN YANA OL

Yakın zamanda İngilizler tarafından yapılan bir araştırmaya göre, günde beş çorba kaşığı domates püresi yiyen denekler, yemeyenlere oranla daha hafif güneş yanıklarına maruz kaldı. Araştırmacılara göre domateste bulunan doğal ve güçlü bir antioksidan olan likopen, kalkan görevi yaparak bizi güneşten koruyor (ipucu: Domatesleri pişirmek vücut tarafından besleyici maddelerin daha kolay emilmesini sağlar). Favori domatesli yemeğinizden yemeniz için güzel bir neden daha sunuyoruz ancak bu, SPF korumalı kreminizi bırakabileceğiniz anlamına gelmiyor.

3) SAKİNLEŞTİRİCİ HAP AL

Daha fazla endişelenmeniz anlamına gelmiyor ancak stres gerçekten cilt rengini bozabiliyor. İngiltere'deki Manchester Üniversitesi’ndeki araştırmacılar, denekleri, birçoğumuz için yapılması çok zor olan bir stres testine tabi tutmuş: Seyirci önünde konuşma yapmak. Konuşma öncesinde ve sonrasında, katılımcıların kalçalarından deri örnekleri alınmış ve hücresel faaliyetler karşılaştırılmış. Gergin ciltteki bağışıklık sistemi düzenleyici hücrelerde, yüzde 16,4 oranında düşüş saptanmış. Diğer bir araştırmada ise stresin akneleri kötüleştirdiği kanıtlandı. Eğer çok baskı altında hissediyorsanız, cildinize daha çok özen göstermelisiniz.

4) KIZARTMALARI UNUT

Bir grup araştırmacı, 12 hafta boyunca akneli cilde sahip 23 kişiyi yüksek protein-düşük glisemik indeks diyetine tabi tuttu. Sonucu tahmin edin bakalım. Ciltlerindeki akne sorunu çok daha iyiye gitti. Deneklerin yüzde 22'sinde daha az lekelenme görüldü. Yüksek-karbonhidrat diyeti uygulayanlarda ise bu oran yüzde 14'te kaldı (Bonus: Düşük-karbonhidrat diyeti uygulayanların hepsi kilo verdi!). Araştırmacılar kilo kaybının mı yoksa diyetsel değişikliğin mi buna yardımcı olduğunu kesin söyleyemese de, görünen o ki beslenme, cilt yapısında çok önemli bir rol oynuyor. Yağsız proteinden bol bol tüketirken, yüksek glisemik indeksli besinleri azaltın (örneğin nişastalı kızartmalar ve şekerlemeler).

5) DUŞ EN YAKIN ARKADAŞIN OLSUN

"Terlediğimiz zaman vücut daha fazla sebum (yağlı gözenek-tıkayıcı salgı) üretir", diyor Dermatoloji Uzmanı Audrey Kunin. Öğle vakti yapılan bir antrenmandan sonra sakın duştan kaçmaya çalışmayın. Bakteriler ter ve yağdan beslenmeye bayılır. Eğer duş almazsanız onlara eşsiz bir ziyafet sunmuş olursunuz. Terlemeye neden olan her etkinlikten sonra kendinizi soğuk su ve yağ temizleyici glikolik ya da salisilik asit içeren bir duş jeline teslim edin. Biz Fa'nın "White Tea and Bamboo" duş jelini öneriyoruz.

6) BOŞA PARA HARCAMA

Mükemmel Cildin Yeni Bilimi kitabının yazarı Fotobiyoloji Uzmanı Daniel B.Yarosh'a göre: "Süslü püslü bileşenlerden oluşan pahalı yüz temizleyicilerine servet harcamaya gerek yok. Onlar bir dakikadan daha az süre cildinde kalıyor ve bu kadar kısa süre içinde doğru düzgün çalışmaları mümkün değil." Bazı fiyatı yüksek temizleyiciler, cilt yüzeyinde tahrişe neden olabiliyor. İşe ucuz yüz temizleyicilerini deneyerek başlayın. Her ikisinin de kir, yağ ve ölü deri hücrelerini cildin doğal yağ dengesini bozmadan temizlediğini göreceksiniz.

7) DUDAKLARINI KORU

UV ışınlarına karşı koruyucu içeren dudak kreminden bahsediyoruz, koyu kırmızı ve yapış yapış dudak parlatıcısından değil. Dudaklar, göz çevresi ve göğsün üst bölümü gibi vücuttaki en ince deri tabakasına sahiptir. Dolayısıyla ekstra korumaya ihtiyaç duyar. Amerikan Dermatolojik Cerrahi Birliği'nin yaptığı bir araştırmada katılımcıların sadece yüzde 47'sinin UV koruyucu içeren dudak kremi kullandığını saptamış. Bu kötü haber çünkü Teksas Üniversitesi Güneybatı Tıp Merkezi Dermatoloji uzmanlarından Erin Welch'e göre dudaklardan kaynaklanan cilt kanseri tipi yayılma riski en yüksek olanı. Blistex gibi UV koruyucu içeren bir dudak kremi kullanarak dudaklarınızı korumalısınız.

8) ÇITIRDAT

Organik ürünler satan bir markete giderek alışveriş sepetini araştırmalarla cildi koruyup yeniden yapılandırdığı kanıtlanmış meyve ve sebzelerle doldurabilirsiniz. Her gün A ve C vitaminleri (her ikisi de antioksidan özelliği taşır) içeren yiyecekleri tüketmeye çalışın. Özellikle seçmenizi tavsiye ettiklerimiz: Lifli yeşillikler, turunçgiller (özellikle portakal), böğürtlen, çilek, dolmalık renkli biberler.

9) ŞİMDİDEN YAŞLANMA KARŞITI ÜRÜN KULLAN!

İlk kaz ayaklarının göz çevresinde oluşmasını beklemeden küçük bir tüp yaşlanma karşıtı bakım ürünü edinin. "Hamile ve emziren kadınlar hariç, 20'li yaşlarındaki hemen hemen her kadın lokal olarak retinoid kullanıyor olmalı" diyor New York'taki Mount Sinai Tıp Okulu Dermatoloji Uzmanı Doçent Francesca Fusco. Nedenini ise söyle anlatıyor: Retinoidler, A vitamini içeren bileşenler, cildi güneşin zararlarından korur ve yaşlanma belirtilerini önler. Hirsch'e göre "Bunlar cilt yenilenmesini, cansız gözenek tıkayıcı hücrelerin dökülmesini sağlayarak hızlandırıyor ve kırışıklıkları önlemek için kolajen yapımını arttırıyor". Doktorunuzdan retinoid içeren bir ürün vermesini isteyin ya da reçetesiz satılan Roc Retinol Actif Pure Kırışık Önleyici, Nemlendirici Gece Bakım ürününü deneyebilirsiniz.

10) SOYA SÜTÜ İÇ

Kırışıklıklardan şikâyetçiyseniz, süt başınıza daha fazla bela açabilir. Yapılan üç büyük araştırma sonuçlarına göre fazla süt tüketen ergenlik çağındaki gençlerin akne problemlerinin arttığı saptanmış. İnek sütünde doğal olarak üreyen hormonların suçlu olabileceğini söyleyen araştırmacılar, 20'li ve 30'lu yaşlardaki kadınların da aynı şekilde bu hormonlara duyarlı olduklarını sözlerine ekliyor.
"Eğer süt içmeyi çok seviyorsanız ve sivilce probleminiz varsa sütü azaltmanın faydasını görürsünüz" diyor bu konudaki araştırmaların öncülüğünü yapan Onkoloji Uzmanı Clement Adebamowo. Sözlerine şu cümleyi ekliyor: "Soya sütü gibi alternatif süt çeşitlerini tüketin."

11) TÜYLERLE SAVAŞ

Tüylerden acısız kurtulma vaatleri internette dolasan para tuzağı e-postalar ne kadar mantıklı geliyorsa, o kadar inandırıcı olabiliyor. Ancak yapılan araştırmalara göre Eflornitin hidroklorid, reçete ile satılan Vaniqa adıyla satışa sunulmuş kremin, çene ve üst dudak bölgesindeki tüyleri yüzde 60 oranında azalttığı kanıtlanmış. Farklı iki araştırmada ise lazer yöntemiyle beraber uygulandığında tek başına kullanımına oranla daha etkili olduğu kanıtlanmış.

''Bugün Başlıyorum'' Programı ile Yeni Yılda Yeni Kararlar Alın, NESFIT’in İnternet Reklam Yüzü Olun

NESFIT’in  “Bugün Başlıyorum” Programına katılarak, aldıkları kararı fotoğraflarıyla www.NESFIT.com.tr/bugunbasliyorum adresinden paylaşanlar arasından seçilecek resmin sahibi NESFIT’in internet reklamlarının yıldızı olacak.

“Bugün spora başlıyorum”, “Bugün sağlıklı beslenmeye başlıyorum”, “Bugün yogaya başlıyorum”! Kadınlar hayatları boyunca yüzlerce kez bu tür kararlar alırlar ama çoğu zaman uygulayamazlar.  Nestlé NESFIT Tam Tahıllı Kahvaltılık Gevrekler, kilo vermek, sağlıklı beslenmek ve formunu korumak isteyenlere  yeni yılda çok eğlenceli bir başlangıç öneriyor. NESFIT, tam tahıllı içeriği, vitaminleri ve enfes lezzetinin yanısıra başlattığı Bugün Başlıyorum programı ile yeni yılda yeni kararlar alan kadınları uzun zamandır yapmayı düşündüklerini hayata geçirmeye ve bu arada internette reklam yıldızı olmaya davet ediyor.
1 Ocak – 30 Ocak 2014 tarihleri arasında gerçekleştirilecek “Bugün Başlıyorum” kampanyasında, yeni yılda daha da sağlıklı olmak için istediklerini ertelemeyi bırakıp kararlarını uygulamaya başlayanlar internet yıldızı olma şansı da yakalıyor. Aldıkları kararı simgeleyen bir fotoğraflarını  www.NESFIT.com.tr/bugunbasliyorum adresine girip NESFIT ile ve sosyal medya hesaplarında arkadaşlarıyla paylaşabilecekler ve  böylece ne kadar kararlı olduklarını da gösterecekler. Kararları simgeleyen fotoğrafları ya da sitede hali hazırda var olan resimlerden birini seçip kişiselleştirerek gönderenler arasından her Cuma günü yapılacak seçimle kazanan fotoğraf NESFIT’in internet reklamlarında kullanılacak.

Türkiye’nin en çok tercih edilen  kahvaltılık gevrekleri Nestlé NESFIT Tam Tahıllı Kahvaltılık Gevrekler, bu kampanya ile kararlı bir kadının istediklerini gerçekleştirmek için her şeyi yapacak güçte olduğuna inananları destekliyor.

Lezzetli ve besleyici bir kahvaltı seçeneği sunan NESFIT’in Bugün Başlıyorum programına
katılın ve  yeni yılda uzun zamandır yapmayı düşündüklerinizi hayata geçirin. Hem ne kadar kararlı olduğunuzu herkese gösterin, hem de NESFIT’in internet reklam yüzü olma fırsatı yakalayın!
Nestlé NESFIT tam tahıllı kahvaltılık gevreklerle dengeli bir beslenme için:

Sabah kahvaltısında seçeceğiniz bir NESFIT tam tahıllı gevreği yağsız süt ilave ederek tüketmeniz yeterli. Diğer öğünlerde ise, az yağlı yoğurt, sebze yemeği ya da salata, ızgara et, tavuk veya balıktan tercih ettiğiniz birini tam tahıllı ekmek ile tüketebilirsiniz. Böylece 4 temel besin grubunu da dengeli bir şekilde almış ve sağlıklı beslenmiş olursunuz.  Ayrıca mümkün olduğunca egzersiz yapmaya, ara öğünlerde meyve yemeye ve bol bol sıvı tüketmeye özen gösterin.

www.NESFIT.com.tr

Bir boomads advertorial içeriğidir.

30 saniyede aşk doğuyor

Araştırmalara göre ilk 30 saniye bir ilişkinin yaşanıp yaşanmayacağını anlamak için yeterli bir süre. 

Kadının olumlu sinyaller vermesi halinde erkeğin hatalı bir davranışı ilişkinin başlamadan bitmesine neden olur. Aşağıda belirtilen özelliklere sahip ve size karşı davranışlarına dikkat eden birine 30 saniyede hemen aşık olmanız çok zor değil..

İşte çiftlerin birbirlerinde aradıkları özellikler

Espri yeteneği: 
Bir kadını veya erkeği güldürebilmek, kalbinin yarısını da kazanmak demektir. Espri yeteneği çok hafif ama etkili bir silah, küçük ama her şeyi bir anda değiştirebilecek bir detaydır. Zekice yapılan espriler, sohbetin samimileşmesini sağlayacak en etkili yöntemdir.

Gülümseme: 
Kadınların erkeklerde aradıkları en önemli özelliklerden biri de güleryüzdür. Gülümseme, sizi çekici kılan unsurlardan biridir. Yüzünüzü aydınlatan sıcak bir gülüş, onu elde etmenizi sağlayacaktır. Sonuç, kesin ve çabuktur. Üstelik gülümsemeniz sizin ne hissettiğinizi bütün kelimelerden daha iyi anlatır. Eğer mutluysanız, birinden hoşlanıyorsanız, aşıksanız veya onun için deli oluyorsanız, bunu tek kelime bile etmeden sadece bir gülümseme ile ilan edebilirsiniz.

Doğallık: 
Bütün çekiciliğinizi olduğunuz gibi gösterebilirseniz, yani doğal olabilirseniz, kesinlikle karşınızdakini etkileyebilirsiniz. Hayatı ve insanları sevmek, yaşam enerjisi ve heyecan erkekleri de kadınları da çeker. Üstelik hiç çaba sarfetmeden, doğal bir şekilde...

Sürprizler: 
Kadınlar ve erkekler sürprizlere bayılırlar. Özel günleri fırsat bilip, ona mutlu olacağı hediyeler armağan edin. Vereceğiniz hediyenin içine romantik bir şiir ya da aşkınızı esprili bir şekilde ifade edecek minik bir kart eklemeyi de unutmayın. Ne kadar etkili olduğunu göreceksiniz.

Doğru hediyeler: 
Kadınlara ve erkeklere en doğru hediyeyi seçmek, onun kalbini onikiden vuracaktır. Kadınları çiçek, parfüm ve güzel ambalajlanmış bir çikolata etkileyeceği gibi, erkekleri ise kalem ve kravatla etkileyebilirsiniz.


Spor yaparken en iyi enerji kaynağı

Spor yaparken yağ dokusunun kas dokusuna dönmesiyle vücut toparlanır ve incelir. Kilo düşüşü görmüyorsanız fazla kalori alıyorsunuzdur.


En iyi enerji kaynağı karbonhidrat mıdır?

Proteinlerin vücut için önemli görevlerinin olması onların enerji kaynağı olarak kullanılmalarını önler. Eğer vücutta yeterli karbonhidrat yoksa yağlar ve proteinler enerji olarak kullanılırlar. Ama bu yorgunluğa ve bulantıya neden olacak atık maddeler oluşturur. Yani karbonhidratlar spor yaparken en iyi enerji kaynağıdır.

Yüksek protein düşük karbonhidrat almak daha fazla yağ yaktırır mı?

Hiçbir diyet vücudun egzersiz sırasında yağ yakmasını sağlamaz. Yağ ancak 20 dakikalık egzersiz sonrasında kullanılır. Ve çoğu kişi 15-20 dakika yaptığı egzersiz sırasında yağ yakamaz, daha uzun süre devam edilmelidir. Karbonhidrat yerine proteini arttırmakla değil egzersizin süresini 20 dakikayı geçirdiğiniz sürece yağlar yanmaya başlamaktadır.

Vejeteryan diyetler sağlıklı mıdır, Sporu olumsuz etkiler mi?

Vejeteryan diyetler doğru beslenildiği sürece sağlıklıdır. Vücut için gerekli olan proteinin bitkisel kaynaklardan sağlanması ve doymuş yağ içeren et ve et ürünlerinin azaltılması sağlığı olumsuz etkilemez. Sadece B 12 vitamini kontrol edilmelidir.

Kramplar terleme ile fazla su kaybına bağlı olarak oluşmaktadır. Egzersiz öncesi, sırası ve sonrası su içmek su kaybını önler.

Kafeinin performansa etkisi nedir?

Kafeinin uyarıcı, dikkat ve koordinasyonu arttırıcı özelliği vardır. Performansı arttırıcı etkisi de vardır. Fakat bu olumlu etkilerinin yanında diüretik özelliğiyle idrara çıkışı arttırmaktadır. Kafeinin egzersiz öncesi kan basıncını artırdığı da görülmüştür bu nedenle kan basıncı yüksek olan kişilerde dikkat edilmelidir. Çay ve kahve aynı zamanda demir emilimini azalttığı için çok içenler demir yetersizliği oluşabilir. Bu anemi ve yorgunluğa neden olur.

Kas dokusunda artış nasıl sağlanır?

Kas dokusunu arttırmak için beslenmenizde protein miktarını arttırmak yerine egzersizi arttırmak gereklidir. Eğer yiyecek artar egzersiz artmazsa yağ dokusu artar. Kasın artması için kuvvet antrenmanları yapılır ve diyete ek enerji eklenir. Ama bu aşırı protein yüklemesi ile değil!

Aminoasit suplemanları kullanılmalı mıdır?

Sporcuların yaygın bir şekilde kullandığı aminoasitler doğal olarak yiyeceklerden aldığımız aminoasitlerdir. Yiyeceklerle alınan, tablet veya toz olarak tüketilen aminoasitler vücutta aynı şekilde kullanılır. Yani dışarıdan alınan tablet şeklindeki aminoasitlerin etkisi yiyeceklerden alınandan farklı değildir. Fazla miktarda alınırsa bu proteinler su kaybına, idrarla kalsiyum atılmasına neden olur.

Sporcuların sıvı gereksinimi ne kadardır?

Vücudumuzda önemli görevleri olan su spor yaparken de çok önemlidir. Su ihtiyacı ısı, nem, aktivite yoğunluğu ve ortama sağlanan uyum gibi çeşitlere bağlı olarak değişir. Sıcak ve nemli havalarda sporcular terleme ile sıvı kaybına bağlı kilo kaybederler. ½ kg kayıp için 2 su bardağı su tüketilmelidir. Bu kadar zamanda yağ kaybı olmayacağı için spor öncesi ve sonrası kiloya bakılarak sıvı kaybı saptanmalıdır.

Yüz kırışmışsa buruşmuşsa ne yapılır?

Fazla kilolar, egzersiz yapmadan aşırı zayıflama ve hamilelik gibi sebeplerle karın kasları zaman içinde bozulup sarkıyor. Kadınlar kadar erkeklerin de yaşadığı bu sorun, estetik görünümün bozulmasının yanında, vücudun ağırlık dengesini bozması açısından bel ve sırt ağrılarına sebep olduğu için sağlığı olumsuz etkiliyor.

Genç yaşlarda yapılacak egzersizlerle karın kaslarını toparlamak mümkün. Ancak yaş ilerledikçe deri elastikiyetini kaybettiği için andominoplasti denilen karın gerdirme ameliyatını yapmadan düz bir karına sahip olma imkanı yok. Bu yüzden vücudunun bozulmasını istemeyen hanımların fazla kilo almamak ve aldığı kiloları verip eski görünümüne kavuşabilmesi için hamilelik sırasında ve sonrasında düzenli egzersiz yapması gerekiyor. Okmeydanı Eğitim ve Araştırma Hastanesi Plastik Cerrahi Klinik Şefi Prof. Dr. Necmettin Kutlu, orta yaşlardan sonra sarkan karın derisi ve kasları için karın germe ameliyatından başka çare kalmayacağını belirtiyor.

Sırt ve bel kaslarının karını bir korse gibi sardığını belirten Prof. Dr. Necmettin Kutlu, karın kaslarında bir gevşeme olduğu takdirde omurgayı taşıma yükünün sadece sırt kaslarına kaldığını, bunun da bel ağrılarına sebep olduğunu söylüyor. Kutlu'ya göre, ağrılarından dolayı aylarca fizik tedavi gören kişiler, kalıcı bir kilo verme sürecine girmediği için pek fayda görmüyor. Bu arada kullanılan ilaçların yan tesirleri yüzünden başta mide olmak üzere diğer organlarda da sorun oluşuyor. Karın bölgesini dik tutan ve destekleyen kaslar hamilelikte yüzde 400 oranında esniyor. Doğum sonrası egzersiz yapılmazsa kaslar toparlanamıyor. Karın germe ameliyatıyla fıtıklaşmış olan kaslar sağlamlaştırılıp onarılıyor ve kas kuvveti yeniden kazandırılıyor. Karın kasları ile sırt kasları arasındaki denge yeniden sağlanınca karın bölgesi o korseye yeniden sahip oluyor. Prof. Dr. Kutlu, karın gerdirmenin estetik değil sağlıkla ilgili bir uygulama olduğunu vurguluyor.

Karın veya yüzde sarkan deri için ameliyatsız çözüm bulmanın zor olduğunu ifade eden Prof. Dr. Necmettin Kutlu şu bilgileri veriyor: "Deri bakımına sağlıklı iken başlamak lazım. Bir kere sarkıp kırıştıktan sonra yapacak bir şey yok. Yüz kırışmışsa buruşmuşsa istediği kadar dolgu maddesi uygulatsın, kozmetik kullansın, botoks yaptırsın, cerrahi müdahaleden başka çaresi yoktur. "

Yağ alma abartılmamalı
Bölgesel yağların alınarak vücuda şekil verilmesi işlemi olan liposuction ameliyatı da fazla kilosu olanların zayıf görünmek için yaptırmayı istediği bir ameliyat; ancak Prof. Dr. Necmettin Kutlu, bu işlemin asla bir zayıflatma ameliyatı olmadığını söylüyor. Kişinin layıkıyla diyet ve egzersiz yaptığı halde veremediği vücutta kitleleşmiş yağlı bölgelerde 'tıraşlama' yapılabileceğini ifade eden Kutlu'ya göre, liposuction kesinlikle abartılmamalı, çok kilolu bir kişi aşırı yağ aldırmaya yönlenmemeli...

Prof. Dr. Necmettin Kutlu: Hastalarımızın yüzde 30'u erkek
Erkeklerin de karın yağlarını aldırdığını, göğüslerini küçülttüğünü belirten Prof. Dr. Necmettin Kutlu şöyle konuşuyor: "Hastalarımızın yüzde 65-70 kadarı hanımlar ama erkeklerin oranı da azımsanamayacak sayıda. Erkekler daha çok karın yağlarını aldırmak ve göğüslerini küçültmek için başvuruyor. Göz çevresi torbalarının alınması 10 yaş gençleştiriyor. Göz çevresi kırışıklıkları, kaş kaldırtma, yüz derisinin aşırı sarkması, boyunda, gıdıda düzeltme yapıyoruz."

Sessiz gelen göğüs ağrısına dikkat!

Sessiz göğüs ağrısı ani ölüm riskine yol açabilir!

Halsizlik, terleme, kusma ve nefes alma güçlüğü, tüm bu belirtiler sessiz göğüs ağrısı ile gelen bir iskemi atağına yani kalp kası beslenme bozukluğuna işaret edebilir. Ani ölüm riskini de beraberinde getirebilen sessiz iskemi, diyabet hastaları ve yaşlılarda daha sık görülmektedir. Memorial Hizmet Hastanesi Kardiyoloji Bölümü’nden Doç. Dr. Rifat Eralp Ulusoy, iskemik kalp hastalığı ve risk grupları hakkında bilgi verdi.

Sessiz göğüs ağrısı ani ölüm riskine yol açabilir
Kalbin oksijen gereksinimini, gelen koroner akım miktarı karşılayamaz ise kalp kası beslenme bozukluğu (iskemi) ortaya çıkar. İskeminin en sık belirtilerinden biri ise; sessiz göğüs ağrısıdır ve çoğunlukla erken tanı konulamadığı için tedavisi de gecikmektedir. İskemik kalp hastalığını gösteren bulgular olmadığı halde iskeminin objektif bulguları saptanırsa sessiz iskemi yani; sessiz göğüs ağrısından bahsedilir. Yaşlı kişiler ve diyabeti olanlarda bulgular gizli olabilir. Yorgunluk, baygınlık veya halsizlik şikayetleri olabilir. Yaşlı kişilerde ve zeka problemi olanlarda bu klinik durum farklı olarak algılanabilir.

Yapılan çalışmalarda  erişkin orta yaşlı hastalarda belirti vermeyen koroner arter hastalığı görülme sıklığı % 3-4 olarak saptanmıştır. Miyokard enfarktüsü yani; kalbin koroner kan dolaşımının belli bir bölgede yetersiz kalması sonucu, o bölgedeki kalp kası dokusunun ölmesi sonrasında hastalarda % 20-40 oranında sessiz iskemi saptanmıştır. Tüm kalp kası beslenme bozuklukları göz önüne alınırsa; bulgu vermeyen grup vakaların yaklaşık % 75’ini, bulgu verenler ise % 25’ini oluşturur. Sessiz iskemi, daha ağır koroner hastalığını  ve daha kötü klinik beklentiyi (prognoz) gösterir. Ani ölüm riski bu hastalarda iki kat daha fazladır. Özellikle kalp nakillerinde tüm sinirsel yollar kesildiği için daha sonraki dönemde gelişen koroner  bozukluklarında sessiz iskemi gelişmektedir. Sessiz iskemili hastalarda da diğer koroner problemi olan vakalardaki gibi benzer teşhis ve tedavi prensipleri kullanılır.

Tipik göğüs ağrısına dikkat!
Tipik olarak göğüs ağrısı (anjina), artmış oksijen ihtiyacı sonucu ortaya çıkan  kalp kası iskemisi bulgusudur. Kalp kası oksijen ihtiyacını artıran aktivite veya durumlarda oluşan; genellikle göğüs duvarına basınç hissi, göğüs ortasında baskı, ağırlık tarzında, sanki birisi göğüs üzerine çıkıp oturmuşçasına ağrı olarak tanımlanır. Bu ağrı; sol kol ve sol elin 4 ve 5. parmaklarına, boyuna, çeneye, sırta yayılım gösteren, zaman zaman soğuk terlemenin de eşlik ettiği tipte bir ağrıdır.

Göğüs ağrısı sessiz bir şekilde gelebilir! 
Tüm hastalarda tipik göğüs ağrısı olmayabilir. Bazı vakalarda yalnızca boyun,  çene, kulak, kol veya mide üzerinde ağrı olabilir. Nefes zorluğu, halsizlik gibi diğer bulgular da görülebilir. İlk kez oluşan göğüs ağrısını (anjina) tanımak zor olabilir; çünkü bulgular sıklıkla başka hastalıkları andırabilir. Hazımsızlık ve ruhsal durum bozukluğu görülebilir. Ağrısı olmayan,  yalnızca nefes zorluğu,  halsizlik, bulantı, kusma ve terlemesi olan hastalar da vardır.

Göğüs ağrısı belirtileri;

*Ağrı, genellikle göğüs üzerinde basınç ve  yanma şeklinde tarif edilir. Boyun, omuz, çene, sırt, karnın üst bölgesi, kollar veya el parmaklarına yayılabilir.
*Çarpıntı
*Egzersizle oluşan solunum zorluğu,  ağrı veya dinlenme ile 3-5 dk içerisinde geçebilir.
*Terleme
*Bulantı
*Azalmış efor toleransı ( eforun düşmesi)
*Şeker hastası olanlar ve yaşlı hastalarda halsizlik, solunum zorluğu, bulantı gibi belirtiler daha sık görülür

50 yaş altı kadınlar ve sigara içenlerde daha fazla görülüyor!
Damar spazmına bağlı göğüs ağrıları (variant anjina), ortaya çıkan klinik faktörler yokken oluşan göğüs ağrısı ve EKG bulguları ile ayırt edilmiş klinik bir durumdur. Çoğunlukla  50 yaş altındaki kadınlarda sabahın erken saatlerinde uyandıktan hemen sonra oluşması tipiktir. Dinlenirken ortaya çıkar. Tipik olarak göğüs ağrısı bulguları verir. Sigara bu durum için tetikleyici rol oynar. Kalp kasını besleyen koroner damarlarda geçici spazma bağlı olduğu düşünülmektedir.

Sessiz göğüs ağrısı riski taşıyan gruplar;

*Diyabet yani şeker hastaları
*Yaşlı hastalar
*Kalp nakli yapılan hastalar
*Zeka geriliği problemi olan hastalar

Tedavi şekli nasıl olur? 
Bu hastalarda kalp damarlarında darlıklar olabileceği şüphesi ile EKG, ekokardiyografi yani kalp ultrasonu, efor testi, kalp sintigrafisi gibi incelemeler yapılır. Darlık tespit edilen hastalardan uygun olanlarda, kalp damarları balon ve stent gibi yöntemlerle açılır. Cerrahi işleme uygun olan hastalarda, kalp damarına bypass operasyonu yapılır. Kalp damarları problemli olup bu işlemleri gerektirecek oranda kalp damar darlığı olmayanlarda ise ilaç tedavisi tercih edilmelidir. Sessiz iskemi saptanan hastalarda, (özellikle efor testi veya kalp holter incelemesi ile) hastalığın derecesine göre ilaç, girişimsel (balon, stent) veya cerrahi yaklaşımlar tedavi açısından değerlendirilmelidir.


Cilt lekesi deyip geçmeyin!

Özellikle güneşin en etkili olduğu yaz döneminde kendisini gösteren ve kış aylarıyla birlikte azalmaya başlayan cilt lekeleri tedavi edilmesi gereken bir cilt sorunu.

Cilt lekeleriyle ilgili yapılması gerekenleri Hisar Intercontinental Hospital Dermatoloji Uzmanı Dr. Canan Savaş İyigün’le konuştuk.

Cilt lekeleri nasıl oluşur?
Yüzde yama tarzı açık veya koyu renkli kahverengi lekeler şeklinde seyreden ‘melasma’ çoğunlukla kadınlarda görülen bir sorundur. Gebelikte sık görüldüğünden halk arasında gebelik maskesi de denilir. Güneş, koyu renk cilt tipi, doğum kontrol hapları, östrojen, bazı epilepsi ilaçlarının kullanımı bu lekelerin oluşumunda rol oynayabilir. Bazı makyaj malzemeleri, kolonya, parfümler, sabun ve nemlendiriciler gibi kozmetik ürünler de özellikle güneşle teması takiben bu tür lekelenmelere yol açabilir.

Gebelik döneminde oluşan cilt lekeleri daha sonra kaybolur mu?
Gebelik sırasında gelişen ve gebelik maskesi de denilen melasma, doğumdan sonra kaybolabilir. Bazen de kalıcı olur. Melasma; tedavisinin zor olması nedeniyle hastaları ve doktorları sıkıntıya sokabilir. Melasma tedavisinde lekenin yerleşim yeri önemlidir. Derinin daha üst tabakalarında yerleşim klinik olarak daha kahverengi görünümlüdür. Tedavi edilebilme olasılığı daha yüksektir. Daha alt tabakalara yerleşim mavi gri renklidir. Tedavi edilmesi daha zordur. Bu ayrım Wood lambası denilen özel lambalarla muayene edilerek yapılabilir ve hastaya tedavi başarısı hakkında daha net bir bilgi verilebilir.

Açık tenli kişilerde tedavi bazen lekeleri tamamen ortadan kaldırabilir ancak tekrarlama olasılığı vardır. Koyu tenli kişiler daha az oranda tamamen tedavi olabilirler ve lekelerin tekrarlama olasılığı daha fazladır. Açık tenli kişilerde sonuçlar haftalar içinde ortaya çıkarken koyu tenli kişilerde aylarca tedavi gerekebilir.

Melasması olan kişiler nelere dikkat etmelidir?
Melasması olan kişilerde güneş ışınları bu lekelerin koyulaşmasına neden olur. Bu nedenle güneşten korunma tedavinin temelidir. Güneş koruyucular hem UVA hem de UVB koruması içermelidir. UVA camdan da geçebilir. Bu yüzden dışarıya çıkılmasa bile güneş koruyucu düzenli bir şekilde tüm gün sürülmelidir. Ayrıca hiç bir koruyucunun tam bir koruma sağlamadığını da bilmeli ve güneşten kaçınmayı bir alışkanlık haline getirmelisiniz. Leke kremleri hastanın cildine ve lekeye göre seçilir.

Tek ya da birkaç maddenin birlikte kullanıldığı kremler vardır. Tedavi sürecinde de kremlerde zaman zaman değişikliğe gidilir. Kimyasal peeling jessner solusyonu, trikloroasetik asit, alfa hidroksi asitler gibi maddelerin cilde uygulandığı soyma yöntemleridir. Mutlaka uzman kişilerce yapılmalıdır. Leke tedavilere ek olarak kullanılabilir ve daha çabuk bir sonuç sağlarlar. Lazer tedavileri krem ve peeling tedavilerine cevap vermeyen kişilerde denenebilir.